25 Aralık 2009 Cuma

İnternetten Güvenli Alışveriş

İnsanlar artık günümüz çağında hediye alacakken bile dükkan dükkan gezmek yerine, Türkiye'de hacmi 2009 yılında 8 milyar TL'ye ulaşan e-ticaret sitelerine yönelmiş durumdalar.Kaldı ki yapılan araştırmalara göre Türkiye'de 30 milyona yakın internet kullanıcısı bulunmakta, dolayısıyla hanelerin %30'unda internet erişimi mevcut.




Peki nelere dikkat etmeli? Şu sıralar kontör yükleme sitesi gibi görünen, kart bilgileri ve kişisel bilgileri isteyen(anne kızlık soyadı!?!) sahte siteler revaçta.Lütfen bu gibi sitelerden alışveriş yaparken gönderdiğiniz bilgilerin şifreli olmasına dikkat ediniz.Alışveriş sitesinde, şifre gibi gizli bilgiler girerken, SSL sertifikasını veya logosunu göremiyorsanız dolancırıcılıktan şüphelenmelisiniz.SSL, internet tarayıcısından girilen bilgilerin şifreli olarak gönderilmesini sağlayan teknoloji, başka şahıslar tarafından gizli bilgilerin görüntülenmediğini garanti eder. SSL sertifikasına sahip olmak için firmalar çok sıkı bir güvenlik prosedüründen geçerler. Yanda görüldüğü üzere kullanıcıyı güvende hissettiren yeşil veya bazen mavi renkte güvenlik sertifikasına sahip olduğunu gösteren, tıkladığınızda firma kayıt bilgilerini görebilieceğiniz bir teknoloji olarak sunuluyor genelde.İnsanlar ürettiklerini bozmayı çok sever, bu gibi teknolojiler de kırılmaya çalışıyor, buradaki haber de SSL'i kırmayı beceren sevgili meslek erbabı, kendini 'Moxie Marlinspike' olarak tanıtan şahsiyetin becerisinden bahsediyor.Yani mavi veya yeşil renkli güvenlik resimleri de bazen sadece güvende hissettirdiğinin kanıtı oluyor.Bu elemanın Black Hat güvenlik konferansında gösterdiği kırma sorunu elbette bir şekilde giderilecektir; ama bu gibi haberler kullanıcı güvenini sarsmakta.
Güvenmiyoruz ve yine de internetteki velinimetlerden vazgeçemiyoruz, ne yapmalı? Bazı bankaların limitini kullanıcısı belirleyen sanal kart çözümleri mevcut, 100 liralık alışveriş yapacaksanız, 100 liralık sanal kart oluşturup kullanabilirsiniz.

5 Aralık 2009 Cumartesi

Just Another Urban Legendary - Larry Ellison @ Yale

"Yale Üniversitesi mezunları, daha önce böyle bir giriş görmediğiniz için özür dilerim ama benim için bir şey yapmanızı istiyorum. Lütfen, etrafınıza iyi bir bakın. Solunuzdaki sınıf arkadaşınıza bir bakın. Sonra sağınızdaki sınıf arkadaşınıza bir bakın. Ve şimdi şunu aklınıza koyun:

Bundan beş yıl sonra, on yıl sonra, hatta otuz yıl sonra, solunuzdaki kişi hiçbir şeyi başaramamış olacak. Sağınızdaki kişi de aslında hiçbir şey başaramamış olacak. Ve siz, ortadaki? Ne bekliyorsunuz? Siz de başaramayacaksınız. Başaramayacaksınız. Aslında bugün şöyle bir etrafıma baktığımda parlak gelecek için yüzlerce umut ışığı göremiyorum. Yüzlerce değişik endüstride liderliği ele alacak kişiler de göremiyorum. Görebildiğim tek şey, geleceği başarısızlıktan başka bir şey olmayacak yüzlerce insan. O kadar.


Sinirlendiniz. Bu anlaşılabilir bir şey. Ben, Lawrence Larry Ellison üniversite terk, kim oluyorum ve bu yetkiyi nerden alıyorum ki, ülkenin en prestijli yükseköğrenim kurumunun bu yılki mezunlarına böyle şeyler söyleyebiliyorum? Bu yetkiyi nereden aldığımı söyleyeyim: Çünkü ben, Lawrence Larry Ellison, üniversite terk ve dünyanın en zengin ikinci adamıyım. Siz değilsiniz. Çünkü Bill Gates, o da üniversite terk ve dünyanın -şimdilik- en zengin adamı. Siz değilsiniz. Çünkü Paul Allen, o da üniversite terk ve dünyanın en zengin üçüncü adamı. Siz değilsiniz. Başka örnekler de var. Mesela Michael Dell, o listede 9 numara ve yukarı doğru hızla tırmanıyor, o da üniversite terk. Ve siz o listede hâlâ yoksunuz.

Hımmm... Şimdi çok kızdınız. Bu da anlaşılabilir. O halde biraz da egolarınızı okşamama izin verin. Pek çoğunuz burada dört ya da beş yıl eğitim gördünüz. Önünüzdeki yıllar için epey iyi bir eğitim aldınız, bilmeniz gereken pek çok şeyi öğrendiniz. Iyi çalışma alışkanlıkları edindiniz. Burada size o önünüzdeki yıllar boyunca yardımcı olacak bir sürü insan tanıdınız, onlarla bağlantı kurdunuz. Ve hayat boyunca yanınızdan ayrılmayacak, bir kelimeyle güçlü bir ilişkiniz oldu burada: Terapi. Bunlarin hepsi güzel şeyler. Ama gerçekte, o kurduğunuz arkadaşlık bağlantılarına fena halde ihtiyacınız olacak. O çalışma alışkanlığına ve ’terapi’ye de ihtiyaç duyacaksınız hayat boyu. Ihtiyacınız olacak, çünkü üniversiteyi terk etmediniz. Dolayısıyla asla dünyanın en zengin insanları arasına katılamayacaksınız.



Elbette, belki de listeye 10 ya da 11. sıradan, Microsoft yöneticisi Steve Ballmer gibi, girebilirsiniz. Ama herhalde onun kimin için çalıştığını söylememe gerek yok, değil mi? Sadece kayda geçsin diye söylüyorum, o da zaten master sınıfından terk.(2) Biraz geç kalmış anlayacağınız. Son olarak, herhalde bazılarınız ya da umarım bu konuşmadan sonra çoğunuz kendi kendinize soruyorsunuz: “Yapabileceğim bir şey var mı? Bir umudum varmı?’” Maalesef hayır. Çok geç kaldınız. Içinize çok şey dolduruldu, siz onlara bakıp çok şey bildiğinizi sanıyorsunuz. Artık 19 yaşında değilsiniz. Eveeet, simdi gerçekten çok kızdınız. Bu anlaşılabilir bir şey. Belki de şu an, size bir umut ışığı vermenin, bir çıkış yolu göstermenin tam zamanıdır.



Hayır, 2000 mezunları size değil. Siz kaybettiniz. Sizi, yılda 200 bin dolarlık komik (3) maaş çeklerinizle baş başa bırakıyorum. Üstelik o maaş çekinin üstünde sizden birkaç yıl önce okulu terk etmiş birinin imzası olacağını söyleyerek. Öğütlerim size değil daha alt sınıfta okuyanlara. Size söylüyorum: Hemen ayrılın. Daha güçlü söyleyemem: Ayrılın. Hemen toplayın eşyalarınızı ve fikirlerinizi ve bir daha geri dönmeyin. Terk edin. Her şeye yeniden başlayın.



Size öyleyebileceğim tek şey, o başınızdakı kepler ve kıyafetin sizi aynen şu güvenlik görevlilerinin beni kürsüden aşağı çektiği gibi aşağı çektiği..."

İlgi çekici bi yazı olmasına rağmen, tamamen şehir efsanesidir, hiçbir gerçeklik payı yoktur.